BAZEN YAHUT ASLA

Bazı kelimelerin gücü görünmez; katmanlar halinde içte gizlenir. Gerçek yüzlerini görmeden, tam olarak neyi kastettiklerine dikkat etmeden gelişigüzel kullanırız onları. Bu kelimelerden biri “bazen”dir. Emin olmadığımız anlarda kurtarır bazen; bazen yoldan çıkmaya niyetlendiğimizde şeytanın hemen peşine takarız onu; bazen de genellemelerin kapısını açtığımızda. Her ne şekilde kullanırsak kullanalım, müphemlik bahşeder bize; ihtiyacımız da budur zaten.

Kelime, yeni bir şekliyle karşımıza çıktı yakın zamanda. Mehmet Babalıoğlu, ilk öykü kitabının zirvesine taşıdı onu ve öykülerini bu ismin altında sundu okurlarına: “Bazen Çok.” Başlı başına zaten zor bir kelime olan “bazen”, anlamını katmanları içinde gizleyen başka bir kelimeyle yan yana geldi. O yüzden kitabın ismi, bizi bekleyen öyküler konusunda bol bol soru işareti armağan ediyor.

Mehmet Babalıoğlu’nun kalemini incelediğimizde, klişeleşmiş bir kavrama dönüşen “ilk kitap acemiliği”nin çok uzağında olduğunu görüyoruz. Dili, kurgusu ve bir öykü oluşturmak için uzaklara gitmeye gerek kalmadan yanı başındakini sakin bir sesle anlatışı, kitabın gücünü artırmaktan başka bir şey yapmamış.

On sekiz öykünün konularına baktığımızda olağan dışılık alanına taşıyabileceğimiz hiçbir şey kurgu yok fakat “Bazen Çok”un başarısı zaten burada. Tamamen insan hallerine adanmış öyküler, kâh hastane odalarında kâh kışlalarda kâh evlerde büyüyor. Dış dünyaya kapandıkça, oranın dekor malzemelerinden vazgeçtikçe içe doğru derinleşiyor her bir öykü.

Kitabın tamamında dikkat çeken bazı özellikler var. Bunlar, Babalıoğlu’nun kendine has kara mizahı ve yine yazarına özgü zaman zaman ortaya çıkan bilinçakışı. Soğukkanlı bir anlatımla ele aldığı hallerin sarsıcılığı dikkat çekiyor. “Çekyatı kapatıp giyindim. İşim var biraz, diyerek çıktım. Babamın cenazesine gittim. Hastaneye döndüm ve çekyatı açtım,” ve “Kardeşinin çalışkan ve şanslı oluşu altında hep ezilmiş ve bu kıyaslamalardan sıkılmıştı. (Yarın bir gün kardeşime bir şey olsa çocuklarına ben bakmayacak mıyım!) Birilerinin ona ihtiyaç duyması fikri hoşuna gitti. Şu anda ‘yeğenlerinin işsiz amcası’ iken kardeşinin ölümüyle bir anda ‘yeğenlerinin koruyucu amcası’ rütbesine terfi edeceğini düşündü ve kardeşinin ölümünü istediğini fark etti,” gibi cümleler bu soğukkanlılığın; “Doktor pansumanı tarif ederken anlamadığım için eczacıya sordum. İlaçlarını aldım. Babam ölüyor, dedim. Üzüldü. Buna en çok sen üzüleceksin, dedim, artık ilaç almayacak,” ve “Karıma karşı bir sorumluluğum kalmasaydı daha rahat olurdum en azından, diye düşünürken boşanmaktan farklı bir düzlüğe çıkma yolu olarak karısının ölmesini dilemeye başladı. Hem yas tutan bir adama kimse iş bul artık, demez hem de önce işinden oldu zavallıcık sonra da eşini kaybetti, derdi birileri,”  cümlelerinin yanı sıra “Aferinlik Koca” öyküsü kara mizahıngüçlü örnekleri.

Babalıoğlu öykülerinde bazen acımasızlığın sınırlarını zorlayarak okuru sarsıyor. “Senin ne olduğunu anlamaya çalışan gözlerin aynada benimkileri tanıyınca kudurdular ama şimdi sen de bembeyazdın. Kadın sandığımdan gençti. Aceleyle onun dizindeki elini çektin fakat ben gördüm. Bazen arabada duyduğum koku, şimdi ilk nefeste kendini belli ediyordu. Bana döndüğünde çenem titremesin diye kendimi sıkıyordum. Ne oldu oğlum, dedin. Sesin sevecendi. Bunu duyunca kadındaki şaşkınlık yerini başka bir hale bıraktı. Belki bir gün o da anne olmak istiyordur ve onun hevesini kırmamak için mi bana öyle oğlum dedin? Sesin o kadar tatlıydı ki düşünemedim aslında,” cümleleri bir yana; “Biri, Öteki, Ortadaki” isimli öyküde bir kadına yumruk atma noktasına kadar okuru getirerek hem huzursuz ediyor hem de gerilimi yükseltiyor.

“Bazen Çok”ta zaman zaman Babalıoğlu’na has bir bilinçakışı ortaya çıkıyor. Parantez içleriyle çoğu kez desteklediği bu tarz, yormadan ve kafa karıştırmadan kendini gösteriyor. En iyi hissedilen şekli “Yürüyüş Kararı” adlı öyküdeki hâli.

Kitapta bağırmadan varlığını gösteren başka bir unsur da yazarın zekice kurguladığı ironidir. Dozunda ve ara sıra parıldayan ironi, “Sahte Yüz” isimli öyküde en güzel örneği oluşturuyor. Sahte bir yüzlük banknotla dolaşan başkarakter, ondan kurtulmanın yollarını ararken ilginç tespitlerle yol alıp bir lokantada yükünden kurtulduğunu zannediyor. Öykünün başlığı, ikili bir anlamı barındırarak okuru çift şeritli bir yolda yürütüyor.

“Bazen Çok”ta karşımıza sıkça çıkan insanlar var: Baba, anneanne, çocuk ve arkadaş. Bunlar birçok öyküde kendini gösteriyor. Dikkat çeken bir özellik de yazarın hemen hemen hiç isim kullanmaması. “Kumandasız Arabalar”, “Nasıl Olsa Öleceğim” ve “Lanetli Böceğin Serüveni” dışında özel isme rastlamak mümkün değil. Karakterler anonimleşince kurgu etkisini artırıyor. Okur, isim bulamayınca farkında olmaksızın kendini o karakterlerin yerine koyuyor.

Yapıta ismini veren öyküden de söz etmek gerekiyor. Kitabın bu en uzun öyküsü, beş bölümden oluşuyor. Beş bölüm, farklı karakterlerin bakış açılarından anlatılırken bir hediye paketinin etrafında gerilimli bir hava oluşturuluyor. İsim, en sonunda kendini açığa çıkarsa da bir yığın soru işaretini okurun zihnine aktararak nihayete eriyor.

Mehmet Babalıoğlu, sağlam ve kuvvetli gözlemleriyle basit diyebileceğimiz her konuyu başarılı bir kurguya dönüştürebiliyor. Yazmak için sıra dışı bir konu beklemeden yapıyor üstelik bunu. Gücünü yalınlıktan ve aceleci olmayan bir anlatımdan alan kitapta en çok dikkatimi çeken şeyse yazarın bakışlar üzerinden yürüttüğü anlatımı. Görmenin ve bakmanın, yazmak için asli eylem olduğunu bilen Babalıoğlu bize bunu tekrar hatırlatıyor. Şu örnek bunun yalnızca bir kanıtı: “Dükkânın önünden geçerken içeri şöyle bir baktım. Kimseler yok. Bu rezil olacağım birilerinin olmadığı anlamına geliyor. Girecektim ama dikkat çekmemek için yirmi otuz adım daha atıp durdum. Bana bakan birileri olup olmadığını kontrol ettim. Sonra etrafımda tam bir tur dönmenin ne kadar aptalca bir şey olduğunu düşünüp bu yaptığımı birileri görmüş müdür diye sağa sola bakındım. Bankın birindeki yaşlı adamla göz göze geldik.”

Bu denli bakışlara dikkat eden birinin, gözlem yeteneğinin de gelişmiş olduğu beklenir. “Bazen Çok” başarılı bir öykü kitabından beklenecek kriterleri yerine getirirken bazen dedirtse de asla dedirtmiyor.

Eser Sahibi:
Website:
0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *