BİRDEN İKİYE BİRÇOK ADIM

Kabuk

 

İkinci kitabını çıkaran şairlere yapılan ilk eleştiri “Şiir dilini oluşturamamış.” olur genellikle. “İlk kitabında da birçok şairden etkilenmiş, kendi sesini kuramamıştı, ikincide de olmamış.” şeklinde devam eder bu eleştiri. Oysa Meryem Kılıç için bunu söyleyemeyiz. İlk kitabında[I] dil işçiliğini, oluşturmaya başladığı üslubunu yenilikler ekleyerek sağlamlaştırmış. Göze çarpan kısa dizeler, yarım bırakılmış cümleler, sayıklama hali, ikinci kitabında[II] da karşımıza çıkıyor ancak bunların yanında uzun dizeler, güçlü imgeler de var. Yeni anlatım imkânları denediği görülüyor. Kırık dökük bir anlatım hemen tüm şiirlerde hâkim. Tamamlanmayan resimler, uzak ilintili imgeler yer yer gerçek üstü öğelerle okurda yazarın sayıklama/rüya/sanrı içinde olduğu düşüncesini uyandırıyor. Yeni kalıplar, harflerin boyutları, geleneksel kalıplar, metinler arası, kıssalar, dize yapısı yeni bir ifade biçimi bulmak için özellikle denenmiş. Naif fakat güçlü bir ses. Bu yanıyla okura Furûğ Ferruzzad’ı hatırlatıyor olabilir. Kitabın adının geçtiği şiirde[III] Furûğ adeta ikon olarak da karşımıza çıkıyor. Meryem Kılıç şiirlerindeki kadın imajının Furûğ’a göre son derece yerli, çağında olan şeylere duyarlı, algıları açık ancak tam olarak tanımlamaktan uzak, dini hassasiyeti yüksek, söylemektense hissettirmeye çalışan bir kadın imajı olduğunu söyleyebiliriz. Karşımızda, sisin içinde arayan ve sisin içinden konuşan bir kadın var.

 

Meryem Kılıç, “Sokaktan Kuyudan Şarkıdan” kitabında, ilk kitabında olmayan yeni anlatım tarzları, şiir kalıpları denemiş. Dizelerinin ilk kitabındaki dizelere kıyasla daha uzun, sağlam yapılı olduğu hemen göze çarpıyor. “Çıkış Yasağı”, “Gölgede Karar Kılınacağı” uzun dizelerle kurulmuş şiirlerden bazıları. Bir dizede iki, üç hatta dört cümle virgüllerle ayrılarak ama sesi devam ederek kullanılmış. Böylece hem çok şey söyleyen, çok resim oluşturan ancak sayıklama/rüya/sanrı halinden uzaklaşmayan bir şiir kurulabilmiş. Bu belirsizlik (sayıklama/rüya/sanrı) hali, okuru birden çok şeye yaklaştırıyor ve birden çok kapının açılmasını sağlıyor. Söylemek istediğini söylemeye daha yakın bir şairin sesi duyuluyor ama söylemekten çok okurun anlamasını isteyen bir şair.

 

“Fotoğrafa Eksik Kurgu” farklı kalıpların denendiği şiirlerden biri. Alt başlıklarla zamanı bölümleyip farklı hallerin fotoğrafı oluşturuluyor. Böylece hikâyede alıştığımız doğrusal zaman algısı da kırılmış, yerine daha şiirsel bir zaman algısı oluşturulmuş. Üstelik bu zaman şimdi ve gelecek arasında gidip gelerek çok daha geniş bir alana yayılmış.

 

Mülteci şiirindeyse epigraf olarak Ali Ural’ın “her mancınıkla daha uzağa gidiyorum düştüğüm her yer mancınık” dizesi alınmış ve bu epigrafın sesiyle ilk dize oluşturulmuş ve şiir başlamıştır. “yüzlerce kamış sazlığın kıyısında köklerinden su damlıyor sazlığı” dizesi epigrafta bulunan dizeyle görüldüğü gibi hem ses hem yapı olarak akrabadır. Bu şiirde görüldüğü üzere Meryem Kılıç bir başka sanat eserinden sıçrayarak yeni bir eser kurmuştur. Bu tür kalıplara takılıp yeni bir şey söylemek, yeni’ye ulaşmak her şair için mümkün olmamakta, kötü bir taklit görünümünden öteye geçememektedir. Ancak bu örnekte görüldüğü gibi Meryem Kılıç kendi şiirini oluşturabilmiştir.

 

Yeni bir anlatımın denendiği başka bir şiir de “Vesvese”. Şiirde yazı boyutuyla oynayarak bir diyalog anlatımı kurmayı başarmış Meryem Kılıç. İkinci bir ses olarak küçük puntoyla yazılmış olan bölümler oldukça etkileyici. Özellikle iç ses ya da şiirin adından mülhem, vesvese olarak düşündüğümüz ses çelişkileri yüklenmiş olarak karşımıza çıkıyor ve şiirde yeni bir anlatıcının da mümkün olabileceğini bize gösteriyor.

 

 

 

 

 

 

Klasik edebiyatımızın temel nazım birimi olan beyit de “Yüksekten Bakınca Yolculuk” şiirinde modern bir şiir olarak günlük dilin kelimeleriyle yeniden oluşturulmuş. Gazelin ölçüsü olarak söyleyebileceğimiz beş beyitten oluşan form, bu şiirde karşımıza çıkmaktadır. Ancak gazelin kurallarından olan kâfiye düzeni görülmemektedir. Yine de modern bir gazel olarak nitelendirebiliriz bu şiiri.

 

Meryem Kılıç ilk kitabına oranla ikinci kitabında yeniliğe oldukça açık, cesur denemeleri olan bir şair olduğunu gösteriyor. Süs diyemeyeceğimiz yine de sözün süsü bir hazırlık, ince işçilik görülüyor. Okuruna dikkatli çalışılmış, heykeltıraş özeniyle işlenmiş şiirler sunuyor. Fazlalıklardan uzak kendi belirlediği müphem atmosferde söylüyor sözünü. Bu şiirler kabuğu güzel ama meyvesi olmayan bir ağaç değil aynı zamanda meselesi olan bir şiir yazıyor ve bunu okura duyurmak için farklı yolları denemekten çekinmiyor. Kabuğu oldukça albenili ve meyvesini çiçeğinde saklayan bir şiir Kılıç’ın şiiri.

 

İç

 

biraz daha alışırsam sevebilirim burayı

ya bir duvarı onarmalı ya da oturup izlemeliyim[IV]

 

Meryem Kılıç “Burayı” sevmeyi bir şarta bağlamış; Alışmak. Alışmak; yadırgamaz duruma gelmek, uyar duruma gelmek, bağlanmak, tekrarlayarak kolayca yapabilmek olarak tanımlanıyor sözlükte. Zamana bağlı olarak kusurlarını/çıkıntılarını yok saymak, köreltmek için de kullanılabilir. İki dişliyi alıştırmak için dişlileri çalışacak şekilde birleştirip ileri geri hareket ettirmeniz gerekir. Böylece uyumsuz yerleri ezilip şekil alır, çapakları dökülür ve rahat çalışması sağlanmış olur. Ancak bu alışma karşılıklı olarak yeni bir forma girme, az da olsa deforme olma anlamına gelir. Sevebilmesi için “burayı” fedakârlık yapması, deforme olması, ezilip yeni şekillere girmesi gerekir. Bu noktada iki seçenek sunmakta şair; ya “onarmalı” yani harekete geçmeli ya da “izlemeli”, olan bitene uzak, müdahalesiz kalmalı. İzlemek günümüz insanı için kaçınılmaz. Televizyon, internet ve onları ceplerimize taşıyan akıllı telefonlar. Reklamlar ve haberler her an tekrar ve tekrar göz önünde, kulaklarımızda. Müdahil olmadığımız, elimizin uzanmadığı hatta buğz etmediğimiz olaylar karşısında tepkisiz bakıyoruz. Haber kanalları saat başı aynı acıları servis ediyor ve yeniden, yeniden izliyoruz. Benzer acıları, ölümleri o kadar çok görüyoruz ki artık alışkanlık haline dönüyor. Tepki vermek bir yana etkilenmeyecek, üzülmeyecek hale geliyoruz.

 

alkış tutarken birbirini seyirciler (görmek istemezdim bunu)

bakışlarında “seyretmek serbest” oturmalarında kibir, gözlerinde karanlık

yavaş yavaş uzaktan seyretmek[V]

 

 

“Onarmak”, kitapta ilk şiir olan “Çıkış Yasağı”[VI] şiirinde “onarmaktan usanıyor işçiler, kimse geçmeyecek onarmayın diyorum” uyarısıyla görülüyor. Meryem Kılıç, kapıları açan bir şair. Kendi durumu üzerinden okura seçeneklerini sunuyor. Bir mesele var ve buna karşılık neler yapılabileceğini söylüyor. Kitapta sıkça geçen kelimelere bakalım; köprü, pencere, kuyu, asker, savaş/harp, ceset, ölmek, cephe, kadın, şarkı, şaşkınlık, su… Bir kadın şair olarak Meryem Kılıç, dünyada olan birçok halden etkileniyor ve bunların şiirlerini yazıyor. Çok şükür ülkemizde savaş yok. Ancak dünyada savaşsız, eylemsiz, saldırısız gün geçmiyor. Şairin olanlara bigâne kalması zaten beklenemez. İki ihtimalden izleyici olan değil ki elimizde sözünü tutuyoruz. Elimizle, dilimizle düzeltmediğimiz şeyleri en azından buğz etmek için…

 

çok mu dağınık sözlerim yoksa dünya dağınık değil mi?[VII]

 

şaşırmış değilim yolumu, anlatacaklarım uzun sizde sabır nerede[VIII]

 

ne kadar şaşkınım ama kayıp değil[IX]

 

denize alışanlar su taşımayacak bize, unutulacağız buna hiç sözüm

kumun gözlere girmesinden sonra senin buna var mı sözün[X]

 

söylenmiş sözler geliyor aklıma bir savaş şarkısı kanadına asılmaktan yıpranmış[XI]

 

savaş uçakları alçaktan uçuyor başımın üstünde[XII]

 

konuşamam da öyle nasıl anlatılır dert

kitaplarımı savaşın ortasına bırakıyorum sağlam kalan ağıtlar

onlar anlatsın yoksa nasıl anlaşılacak[XIII]

 

bakarak savaşmaya alışmalı korkarak savaşmaya

kurusun diye balçık güneşin her hâlini denedi[XIV]

bir çiçeğin resmini kokla asker bu son sözüm

siyah beyaz resimde ölüler gömüldü çoktan[XV]

 

Alışmak bahsinde İsmet Özel’in “Dünyaya alışan şiir yazamaz” sözü, Meryem Kılıç’ın meselesini, şiirini daha da anlaşılır kılacak anahtar olarak Sokaktan Kuyudan Şarkıdan kitabının kapısını açmak için hatırlanmalı.


 

[I] Üzüm Bağında Serenat, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2012

[II] Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[III] Kadını Ararken Bastıran Sis, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan Sayfa 44, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[IV] Problemli Yol Tarifi, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 44, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[V] Buradayım, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 32, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[VI] Çıkış Yasağı, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 7, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[VII] Yeni Gün Kutlaması, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 23, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[VIII] Gölgede Karar Kılınacağı, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 26, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[IX] Seslerin Tamiri, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 37, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[X] Buradayım, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 32, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[XI] Önceki Şiire Cevap, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 30, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[XII] Vesvese, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 34, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[XIII] Ağıt Yakarken Tuttuğum Tempo, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 38, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[XIV] Problemli Yol Tarifi, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 44, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

[XV] Cephede Unutulan Asker, Sokaktan Kuyudan Şarkıdan, Sayfa 22, Meryem Kılıç, Şule Yayınları Kasım 2015

0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *