KAZAK SÖKME İŞÇİLERİ

         Hepsi altmış yaşının üstünde, kır saçlı, elleri çillenmiş, gözlüklü, bastonlu, insanların kadın cinsinden olanlarıydı.

          Patron çalışanlarından, işçilerde patronlarından memnundu. Yeni bir yıl geldiğinde, ikramiye yerine sıcak su torbası dağıtan fabrika, yaş günlerinde çalışanlarına, özel olarak yaptırılmış bastonlar hediye ediyordu.

        Bir pazar günü işçilerin en yaşlısı, seksen dörtlük bir dul olan Hilda Omlet, kendine hayat arkadaşı edinmeye karar verdi. Hilda yolunun üzerindeki tavukla ilgili şeyler satan dükkâna girdi. Renkleri pembe, yeşil, turuncu olan civcivler satın aldı.  Renkli tavuk yavruları sıcak su dolu kavanozda ısınıp uykuya daldığında, Hilda’nın yakın arkadaşı Margrit giyinip süslenmişti.

        Hilda Omlet ve Margrit Tokmak bir hastane odasında vücutları kabloların istilasına uğramışken tanışarak arkadaş olmuşlardı.

           Margrit’in yüzüne sürdüğü pudra neredeyse uçmak üzereydi. Paltosunu giyinerek dışarı çıkıp, kimseye görünmeden leziz hurma bahçelerini aşarak tepedeki ceviz ağacının yanına geldi.  Fabrikada çalışmaya başlamadan önce satın almıştı bu ağacı. Margrit, bulutlar yağmuru haber verdiğinde, yüzünü kireç gibi olana kadar pudralayıp, yakasına çiçeğini taktıktan sonra soluğu cevizin yanında alırdı. Bir keresinde dostu Hilda’yı da ceviz ağacına götürmüştü. Hilda sırılsıklam olmuş ve bastonları dibine kadar çamura batmışken, şimşeğin yüzünü aydınlattığı arkadaşının ceviz ağacına doğru bakıp aptalca gülümseyişine bir anlam verememişti.

         Margrit’in kocası hayattaydı. Boş zamanlarında (ki emekli olduktan sonra dolu bir vakti olmamıştı.) kendi icadı olan sarsıntı ölçeri farklı zeminlerde çalıştırıp, tahmini deprem haritaları çıkarıyordu.

              Fabrikada büyük ve gürültülü makineler yoktu. Bunun yerine işçilere zimmetli bir adet berjer, sehpa takımı ve battaniye vardı. Yemekler Çin porselenlerinde sunuluyordu. Öğleden sonraları çay, kahve içilerek sohbet edildiğinde hasılat ikiye katlanıyordu.

          Birkaç haftanın sonunda Hilda’nın renkli civcivleri evde olmanın rahatlığıyla makyajlarını silmiş, tavukluğa adım atmadan bir önceki evrede vücutlarına göre küçük kalmış, kafa ve kanatlarıyla orantısız görünüyorlardı.

              Hilda Omlet’in babası yüz üç yaşında yapabileceği her şeyi fazlasıyla yaptıktan sonra huzur içinde ölmüştü. Annesi ise yıkanmış çamaşırları asıp kuruttuktan ve etrafı toplayıp, mirası pay ettikten sonra, nihayetinde yüz dokuz yaşında,  ölmüştü. Hilda için ömrünü annesine ya da babasına benzeyecek olması sorun değildi. Renkli civcivlerin anne ve babası yoktu. Onlar kuluçka makinesinin çocuklarıydı. Makine gibi civcivler de birkaç yılda bozulacaktı.

             Hilda’nın av hayvanları ve kürklerle ilgilenen arkadaşı vardı. Zaman zaman, böyle birini tanıdığı için kendini iyi hissetmediği olmuştu. Bu ceset kokulu adamın bir gün işine yarayacağını nereden bilebilirdi. Adam Hilda’nın tuz dolu sandıklara koyduğu tavukları çıkarıp, titiz bir çalışmayla içlerini boşalttı. Derilerinin altına enjekte ettiği sıvı malzeme, katılaşarak dondu. Bu işlem eskisinden daha şişman görünmelerini sağladı. Hilda Mısırlı firavunların tuzlanarak mumya edildiğini bir belgeselde izlemişti.

          Patron bir gün işçilerine “Durun,” dedi. Artık dünyanın hiçbir yerinden ithalat yapamıyorlardı. Ham madde tamamen tükenmişti.  Fabrika kapandı. Margrit bu duruma fazlasıyla üzüldü. Bir sabah uyanmamayı tercih etti. Margrit’in kocası da ölçtüğü bir sarsıntının altında kaldı.

                  Ağaç Hilda’ya kalmıştı. Çünkü Margrit vasiyetinde böyle olmasını istemişti.  Bir başka gün patron sessizce topladı işçilerini. Yıllarca söktükleri kazakların, yumak yumak iplerini çalışanlarına verip “Örün,” dedi.  Şiş ve tığlar kara borsaya düştü.  Fabrika eskisi gibi şen şakrak çalışmaya başladı. Hepsi saf yün kokuluydu. Koyunların nesli tükenmeden önce kışlık kıyafetler hep böyle kokardı.

                   Hilda gözleri pek iyi görmediğinden kazakları gergefte dokumaya karar verdi. Ceviz ağacı kesildi. İçinden Margrit çıktı. Şimşek çaktığında etrafındaki görüntüyü aynen kopyalayan ceviz ağacı Hilda’ya dostunu geri vermişti. Gergeften bakan Margrit ve şöminenin üzerindeki üç tavuk Hilda’yı hiç yalnız bırakmadı. Hilda son yumak bitene kadar dokumaya devam etti.

 

Eser Sahibi:
Website:
0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *