RÜYADA ÖLÜ GÖRMEK HİKÂYESİ

Üç defa gittim hastaneye çocukken. Bir ölüm görmeye, bir doğum görmeye

bir de doktor, elbiselerini getir bu çocuğun; burada kalacak, dediğinde.

 

 

Rüya Tabirleri Kitabı: “Öldürmek: Rüyasında bir kimseyi öldürdüğünü gören kimse günah işler.”

 

Annem ne zaman rüyasında ölü görse köyü arar. O böyle bir rüya görmüşse ya biri ölmüştür ya da ölmek üzeredir. Ayhan Ağabey ben beş yaşımdayken öldü. Pek çok kişi gece rüyasında ölü görmüştü. Görmese de görmüştü! Fısıltılarla anlatılıyordu rüyalar, mevta uyduruk iki varilin üzerine konmuş tabutta dururken. Böyle göğe doğru yükseldi yükseldi, diyerek heyecanla konuşuyordu Sevim Yenge. Annem halamın yanında, ben de çok karışık şeyler gördüm Şükriye, diye fısıldıyordu. İnan, diyordu, Ayhan’a benziyordu gördüğüm adam.

 

Ah, Yaşar ah! Diyordu herkes.

Ağlamalar, konuşmalar…

Ayhan Ağabey’i vurmuşlar! Ne istedin, kardeş gibiydiniz…

 

Ölünün yüzüne bakan kimse inanmıyor öldüğüne. Kimi güldüğünü, kimi üzgün olduğunu, kimi gözünün açık gittiğini, kimi karardığını, kimi nur gibi beyazladığını söylüyor. Ellerine bakanlar anlıyor sadece. “Bu adam ölmüş!” Ellerinden anlaşılıyor öldüğü insanın. El, kendi nefesini alıp veriyor. El, bir ölüye ait olduğunu belli ediyor hemen. Yüz öyle mi, değil! Ayhan Ağabey ölmüştü. Öyle değildi. Ellerini de görmemiştim. Şehadet parmağı havada, demişti biri. Onlara ölü denmiyor, öyle değil mi? Komutanım, oğlum iyi bak şu görüntüye, diyordu. Yüzünü yaklaştır! Ben ellerini yaklaştırıyordum.

 

Ölü görmeye gidiyoruz babamla, doğum muydu yoksa? Doğumdu. Yasak, çocuklar giremez, dedi görevli. Ayhan Ağabey miydi göreceğimiz, yoksa amcamın oğlu doğdu, o mu?

 

İzmariti yere attı babam; ben pardösüsü içine saklandım, gizlice giriyoruz içeri. “Ayakların görünmesin oğul, başın bulunur,” diyor babam. Attığı izmarit ayağımın ucuna düşüyor. Sesleri duyuyorum ve arada bir babamın açılan pardösüsünden ışık ve koşturan birkaç insan görünüyor.

 

Işık ve hemşireler

Işık ve sedyeler ve yerde kan damlaları

Yerde ölü izi. Biz dört ayak bir ölünün ayakları…

 

Babam beni unutup hızlanıyor bazen. Sonra yavaşlıyor. Yere bakıyorum sürekli. Babamın ayakları kendi başına yürür gibi. Babamın ayakları benim.

 

Rüya Tabirleri Kitabı: “Ölü Gömmek: Rüyasında ölü gömdüğünü gören kişinin hapislik, fakirlik gibi sıkıntılı durumlarla karşılaşacağına işarettir.”

 

Gömerken acele ediliyor. Babam da alıyor küreği. Birkaç savurmadan sonra alnından ter akmaya başlayınca silmek için duruyor. Bitmiş sigarasını tükürüyor toprağa. İzmaritle, taşla, ağaç kökleriyle karışık toprağı atmaya devam ediyor sonra. Bakışlarım dar. Babamın pardösüsü içindeyim hâlâ; annem çekip alıyor beni. Kucağındayım. Küçüğüm demek. Demek ölü görebilecek kadar küçüğüm. Korkar çocuk, diyenlere öyle diyor annem, anlamaz ki çocuk! Annem beni yere bırakıyor, koşuyorum. Koşuyorum mezarlıkların yanından. Ne zaman bir ağaç köküne takılsam düştüğüm yer bir mezar oluyor. Ne zaman bir uçurum görsem aklıma mezar derinliği geliyor. Ne zaman rüya görsem ölüyorum.

 

Rüya Tabirleri Kitabı: “Ölmek: Bir kimsenin rüyada kendisini ölmüş görmesi, onun ömrünün uzadığına yorumlanır.”

 

Biri ölürse onun kalan ömrü başkasına geçermiş. Bünyamin öldü. İyi çocuktu. Değilmiş. Ben iyi bilirdim. Adaşım Bünyamin yüzerken öldü. Ben yüzme bilmiyorum. Kıyısına gelip denizin, herkes denize atlasa deniz taşar ve kimse boğulmaz, demiştim.

 

Herkes ölse kimse ölmez.

 

Babam pardösüsünü açıyor. Denize dalıp çıkmışım gibi derin derin nefes alıyorum. Yengem doğum yapmış. Amcam hapiste. Demek doğum görmeye geldik. Yüzüm neden bembeyaz!

 

Rüya Tabirleri Kitabı: “Ölü Yıkayıcı: Rüyada ölü yıkayıcı görmek iyi değildir. Hastalık ve üzüntü ile yorumlanır.”

 

Doktor, misafirimiz olacaksın, demişti. İlaçlar, uyku ve rüyalarla dolu on küsur gün kaldım hastanede. Annem canım sıkılmasın diye evde eline geçen birkaç kitabı getirmişti.  Resimlere bakar oyalanırmışım, okumamı geliştirirmiş. Biri Sefiller, dayım vermiş, diğeri yemek tarifleri, öbürü de rüya tabirleri kitabıydı.

 

Rüya Tabirleri Kitabı: “Ölü görmek: Bir kişinin ölmüş babasını güler yüzlü görmesi hayra yorumlanır.”

 

Babam çok gülmez.

Ayhan Ağabey gülüyordu. Sahi, amcam onu neden vurmuştu?

Annem köyü arayacaktı. Sabah yüzünü yıkamadan sarıldı telefona.

Ben pardösünün içinde oyun oynuyordum.

Annem telefonu elinden düşürdü. Oysa rüyasını anlatacaktı. ∎

Eser Sahibi:
0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *