ŞİİRİ ŞARKI YAPMAK

Bir şiiri şarkı yapmak yine şairlik işidir. Şarkılayan şair değilse, ya da şairi iyi duyamamışsa, şiir küser. Önce metni okumak, sonra olmak, sonra söylemek gerek. Şiir, içinde kendi ahegini barındırır; onu yakalamak gerek. Şair ne renk konuşmuş, duyabilmek ve o rengi şarkıya dökmek.

Mahmud Derviş’in “Rita ve Tüfek”ine Marcel Khalife’nin yaptığını yapmak gibi yani.

“Hatırlarım, nasıl da tutunmuş bana / kolumu örtmüştü en güzel saç örgüsü” derken Derviş, tutunma ânında sesleri nasıl sımsıkı sarıp (ıltasakat bî va gattat) sonra saç örgüsü gibi çözmüşse (sâidî ahlâ dafîra), Khalife de “Rita” türküsünde aynısını yapmış, durumdaki melankoliyi, kendine doğru savrulan balerini kavrayan usta bir balet kıvraklığıyla yakalamış sesi ile.

Ahmet Kaya’nın “Mahur”u söylediği gibi ya da, Attila İlhan’dan şair kulağı ile duyarak.

“O mahur beste çalar Müjganla ben ağlaşırız” derken Kaya, şarkıdaki sesin Müjgan’la ağlaşmış olduğuna inanıyoruz biz de. Mahur besteyi de duyuyoruz, İlhan’daki ahenkte de, Kaya’daki seste de -mâhur beste nedir, bilsek de, bilmesek de.

Ama şiiri söyleyen, şairi duyamazsa, kötü olur; hasta olur şiir, sesi kısılır.

Muhammad Abdu, Bedir Şâkir Seyyab’ı duyamamış işte “Yağmur Türküsü”nü söyleylerken. Seyyab’ın,

yağmur

yağmur

yağmur

(Matar / Matar / Matar)

derken “yağmur”u mısra mısra yağdırdığını, korkarım ki görmemiş. “Yağmur yağmur yağmur” (matar matar matar) demiş, enine uzayan bir başka türkü tutturmuş. Seyyab’ın türküsü değil bu. O, bunu demek istememiş.

Girişi ne hoş oysa şarkının; var bir tatlı hüzün. Sanki yakalayacakmış Abdu, kaçırmış.

Kim bilir, belki “Yağmur Türküsü”nü söyleyebilmek için sadece şair değil, Iraklı şair olmak gerek; Irak’ta aç kalmak nedir, bilmek. Irak’ı da geçelim, aç kalmak nedir bilmek diyelim. Rim Banna olmak mesela. Filistinli olmak ve bambaşka bir sesle “Yağmur Türküsü”nü söylemek. Toprak gibi, su gibi bir sesle söylemek.

Rim Banna söylediğinde bu türküyü, Seyyab gibi yağdırmamış da, tıpırdatmış yağmuru son damlalarına yetişmiş gibi. Yağmurun sesini kısmış da ardındaki acıyı çözmüş, tokasından kurtulan saç gibi.

Bir de Rabia-tül Adeviyye’nin şiirini söylemiş Banna: “İki Türlü Sevdim Seni.” Orada aşk konuşmuş. Bana laf düşmez.

Şiiri şarkılamak, şair işidir. Şarkılayan şair ise, şiir coşar.

Eser Sahibi:
Website:
0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *