İstiridye Treni’nin “yolcu”ları…

Kimi zamanlar vardır; tarihin satırbaşları gibi, öncesiyle sonrasını ayıran bir milattır. Âdeta fay hattı gibi bir enerji çıkar bu ânın kırılmasından ortaya… Toplumun her ferdi, dün ile yarın arasında savrulurken, insan üryan kalır. Bir yazar için karakterlerine diktiği libası bu insanlara ödünç vermek, anlaşılır bir şeydir…

Shakespeare böyle yapar…

Anton Çehov da…

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun Çehov Makinesi isimli oyununu seyrederken bunları düşündüm… Bir yazarın, ölümü ensesinde hisseden bir insanın, yazdığı karakterlerle yüzleşmesinin çarpıcı hikâyesi… Romen yazar Matei Visniec’in yazdığı Çehov Makinesi’ni Müge Gürmen çevirmiş ve yönetmiş…

Çehov, karakterlerinin bulunduğu “müze”ye uğrar. Bu evrenden kopan karakterler, birbiri ardına yazarın dünyasına sökün eder. Visniec, kendi “doğal” dünyalarından kopardığı karakterleri, grotesk bir evrende seyirciye sunuyor. Bu sunum, yazar Çehov ile karakterleri arasında da bir “mesafe” duygusu oluşturuyor.

Kimler yok ki!..

Visniec’in ihtimamla seçtiği Çehov evreninin irili ufaklı karakterlerini şöyle sıralayabiliriz. Vişne Bahçesi’nin “Yoldan Geçen”i ile dalarız bu evrene… Aslında dönemin ve her şeyin özeti gibidir onun sözleri: “Açlıktan ölmek üzere olan şu Rus için otuz kopek!” Ve tren istasyonunu sorar. Çünkü büyük yazar Çehov’un cenazesi, kendi ülkesine, Almanya’dan bir İstiridye Treni ile gelir… Yazgının söylediği bu söz, Çehov’un söylediği ve söylettiği bütün külliyatın hitamı olur. Visniec de kaderin bu kurgusunu dikkatinden kaçırmaz.

Yine değişimin bir diğer karakteri Lopakhin sahne alır. Yükselen değer, yeni zengin tipinin temsilcisidir. Geçişli bir karakterdir; hayatın değişimi onu bir noktaya getirir. Bildiğini yapar, anladığını okur. Vişne Bahçesi’ni yazlık evler yapımı için kiraya verir.

Anfisa ile First, sadakatlerinin ya da çaresizliklerinin iz düşümünde var olan iki karakterdir. İkisi de bir önceki dönemin “hizmetçi”leridir. Güngörmüş, adanmış, sadık insanlardır. Ancak telaşlı bir gidişin ardından, bir çanta gibi unutulurlar. Bir başlarına, bilmedikleri bir dünyanın “yalnız”larıdır artık…

Aslında sadece onlar değil, bütün karakterler bir “Martı” gibi karaya bağlı denize âşık yaşar dururlar. Uzaklara gitmek ile karada karar kılmak arasında bikarar kalanlardan bir tanesi Treplev’dir. Marazi âşık, oyun yazarı ve intihar müteşebbisi…

Üç Kız Kardeş’in Olga, Masha ve İrina’sı da Moskova’ya gitmek hayaliyle kalanlardandır. Değişim onlar için de geçmişi nostalji ile yüceltirken geleceği erişilmez uzaklıkta kılmaktadır. Vanya Dayı’nın marazi çelişkileri ile doktor olan Chebutkin’in içi boşalmış, hedefsiz hayatı, iki farklı katmandan iz düşümlerdir âdeta… Kendisi de doktor olan Çehov’un bir başka doktor karakteri, Vanya Dayı oyununun doktoru Astrov ile Ivanov adlı oyundaki doktor Lvov, aynı oyunda iki farklı savruluş olarak buluşur.

Anna Petrovna’yı bekleyen son, Anton Çehov’u da beklemektedir… Verem!.. Öyle bir evren ki, ölümler değil doğumlar bile yaşanan değişimi durduramaz. Tıpkı, Üç Kız Kardeş’te sadece adı geçen bir küçük çocuk Bobik’in doğuşu ve hiç hesapta yokken, Çehov’un bile aklında yokken sahneye gelişi gibi…

Çehov Makinesi, Çehov’un dünyasına bir yolculuk imkânı sunuyor. Yazarın cenazesinin bir İstiridye Treni ile ülkesine dönmüş olması, ilk andan itibaren hep etkilemiştir beni…

Aslına bakarsanız, hayatın akışındaki kaderdenk ânların ironisidir bu etki…

Olabildiğince doğal ve olağanüstü güçlü…

Tıpkı Çehov’un oyunlarında olduğu gibi…

Derim içimden; “Çehov da kendisini yazsa eminim böyle yazardı”

Fatih Sönmez (Anton Çehov), Hakan Vanlı (Bobik), Levent Öktem (Vanya Dayı, Doktor Chebutkin), Nalan Okçuoğlu (Anfisa), Erkan Taşdöğen (Lopakhin) Ayça Bingöl (Ravneskaya), Sanem Öge (Anna Petrovna), Çağrı Şensoy (Nikolai Lvovitch Tusenbach), Arda Baykal (Yolcu), Toygun Ateş (First), Gözde Metiner (Arkadina), İsmet Vural (Treplev), Çağrı Şensoy (Doktor Livov), İsmet Vural (Doktor Astrov), Didem Ertan (Olga), Aslı Özsaraç (Masha) ve Pınar Tuncagil (İrina).

Çehov’un “tutunamayan”ları, garda İstiridye Treni’ni bekliyor…

Bekletmeyin siz de…

Eser Sahibi:
0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *