AV GÜRÜLTÜSÜ

beyaz eldivenlerde kırmızı pençeleri

bir ceviz gördü dalında, kapandı kovuk

yılanı kanadından inciyi renginden vurdu

dolanarak gölgeleri birbirine değmeden

kara bir yüze nasıl sızarsa gülüş

dişleri eksik elleri fazla elleri büyük

talanıyla övünen bu adamlar elleri eksik

adamların göğe karşı bilenmiş omuzları

sonsuz bir yolun ilk adımında mağlup

ilk adımında ezerek sararmış boyunları

kıvamı ateştir suyun, ya senin oğlun

 

fırça darbeleriyle dağıldı gökyüzü, bu benim elim

sen bir sepet taşırken alnımda elma

nehre gem vuruldu alnımda elma

siyah çadırları yırtarak bütün çadırlar siyah

toz zerresi uçmadan asılıyken havada

kendini paslı bir aynadan izleyerek havada

gürültü çarpışırken bedenleriyle diri

sayım başladı ormanları koynunda tut

sokağa çıkma

 

paranın iki yüzü, aynanın iki yüzü

bu tenha çarşıda geçer akçe değil uykun

senin uykun bin yıl evvel serildi toprağa

çırpındıkça renkleri beliren,

çırpındıkça sırtında dolaşan ayakları

üst üste desenlerle çizili kırışık bir alın

tel tel eksilmede koptu kopacak

büyürken iki ip arasına gerilmiş beşiğinde

büyürken rüzgârıyla göğsünde vakum

nefesini verebilirsin artık

telin son bağı kopacak

 

bu yarışa yalnızca kazanan inanıyor

Eser Sahibi:
0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *