DİŞBİLEYCİLER ÇARŞISI

DİŞBİLEYCİLER ÇARŞISI

                                  -dünya dönüyordu ve orada yoktum-

dişbileyciler çarşısının önünde üç adam

kurşun döküyorlar sararan dut yaprağına

iyi geliyor bir ağacı bir ormandan korumak

kirleniyorlar çamaşırlarından önce

ellerinde gölge ölçen mezuraları

hop oturup hop kalkıyorlar ezana karşı

bildikleri tek dua yemek duası;

yetim malını,kul hakkını,kardeş etini

 

okunmuş mektuplardan dönen

o fanilalı oğlanlar ve yarım kafiyeli kızlar

bağırıyorlar bir ağızdan:

helal sana harami! helal sana harami!

boşalıyor sinemalar, dağılıyor son cemaat yeri

çarşıya yıldırım düşüyor,aklıma sen, çamlıca’ya cami

 

bilmiyor diş bileyci dibe dalmayı

su alıyor kalbi suya değince

yıkılırken çarşı bir gök esnemesiyle,

taşı en uzak yere fırlatıyor,kendine

nasıl olsa bütün cepheler dolu

yine biz öndeyiz diyor içlerinden biri,elimiz kuvvetli

öpüp öpüp cebine koyuyor bütün çiçekleri

ve cebinde bir sürü mezarlık resimleri

 

şimdi karaya indik,şimdi sıra dağlarda

düşmanı döke döke yer kalmadı denizde

biz mi geç kaldık,ölüler mi daha hızlı koşuyor ne

freni boşalmış hınç yüklü bir kamyon

ne yapsa yetişemiyor uzaklıklara

kayıttan düşüyor bütün isimleri

kimsenin sözü geçmiyor gökyüzüne karşı

herkes kendi diline yabani

herkes kendi yüzüne zenci

yoruluyor hayat, kâğıttan düşüyor bütün şiirleri

 

dişbileyciler çarşısının önünde çerçiler

sanki bir dünya sıkışmış içlerine

nasıl gidilir yalınayak,soruyorlar aşkın tarifesini

hangi şarkıyı söyleseler yanlış

sudan konuşan ve yamaçlara tüneyen

o hiç dere görmemiş derebeyleri

olsun diye cehenneme hani iyi bir örnek

ikide bir ağızlarından kaçırıyorlar şarabı

göğün enkazını kaldırırken kuşlar

susmak uzun boylu sarhoşluk oluyor sanki

kuşlar konuştukça şiir oluyor

göz gözü görmüyor yalnızlıktan

Eser Sahibi:
0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *