REŞİD’LE TANIŞMADAN ÖNCE

I

Düğün durgunluğu mu bu

Bakmayın öyle

Pencereleri taşlayacak değilim

Uğrun uğrun dinliyorum avluyu

 

Çocuklar salça ekmekleriyle

Toplandılar, eskidir zaman, toplandılar

Sofralarında üç sedre ağaç

Bir isimle

Birlikte yediler çeneleri beraber oynadı

Aynı kalktılar

Sofrada kalan birkaç yaprak

Ve ağızlarında dal kırıntıları

Üç aile, bir bir girer odalara avludan

 

Damlardayken yıldızlardan azıcık aşağı

Ben ayın da kaymasını bekledim

Ve ellerim yaklaşmak istiyordu

Nar kokusu siyah incirlere

Oysa sararken ellerimi bir çıkıkçı

Saman balçığı ve ölü çiçeklerle

Anladım

Ellerim şimdi dünyadan da aşağı

 

Toplanırlardı bir isimle

Devletten uzak çadırlarda

Ölüydü, dirilecekti bir sonrakine

Baktım baktım görmedim

 

 

II

Seyirterek önce kadınlar

Çadırlarda değil

Ortalarında toplandılar sokakların

Ve kazanlarda bulgurları kaynatıp kaynatıp

Yetişmek için çocukların bekleyişlerine

 

Güneş iki taş arasında

Çopurdu yüzümüz

Korkardık, kapılardan görününce bir kadın

Elleri iğne

Elleri devrik

Ki elleri anne sertliğinde bile değil

 

Nasıl bir desiseydi bu bilmedim

Arkasında bırakırken pabuçların tekini

Bir yaprak yeşeriyor kanayan dizlerinde

Ve çocuklara da yasaklandı bazen sokaklar

Oysa ben oysa biz

Korkardık, korkardık üzümlerin düşmesinden

 

 

III

Dışarıdan kaynıyordu taş evler

Bir isimle kapılardaki nakış

Damlardan kubbelerden ovalara

Ağzımızda güvercinlerin sabah sesi

On esnaf aynı açtık dükkânı

Hepimizin adımı aynı sesle

Bu rahmetten mi dedi

İçeride bir serinlik

 

Biraz şehir var burada

Biraz mezar

Başlarında gövdelerinde karınlarında bir bir

Çamlar ki solmaz yaş-lıdır anladım

Dutlar ki bir çocuk

Ve sen bebem bebem

Dünyada bir ağaç mı görmedin

Yoksa her ırmağı doğuran

Bir ağaçta mı kaldı bedenin

 

Biraz şehir var burada

Mezarlar taşınıyor gövdemden

Unutuyorum

Ayrılırken buğday ellerinden tane tane

Onca yol teptim dizlerinde nenem

Onca düğünde âşık oldum

Biraz şehir vardı burada 

Ne yaşadığımı nasıl öldüğümü

Ben unutuyorum

 

IV

İğdiş edilen bir kalabalıktı

Görünmez dişleri var

Ne ki bir hırsla ve yağmalayıp kendinden

Karanlığı aralıyorlar şehre

 

Parlatıyorlar irini topuklarında

Ellerinde fırçalarıyla bir sağ ve sol

Hey bir basamak üstümdeki

İçimden kin tutuyorum sana

Hem daha siyah gölgen

Hem renkli mendiller var ceketinde

Ama parlat önce bir sağ ve sol

Kölenizim efendim, inanıyorum size, doğrudur

Ah içimden ne…

 

Güneşi bu ağızla göremezdim

Ellerimle gönderdiğim sadece soru

Karga ayaklarına bir bir bağlayıp

Ki ne gerdanlığı boynuna asılı

Ne bir baharı çağrıştırır sesi

Üstünde durduğum ayaklar da yanlış

                                              

                                                                 

 

Eser Sahibi:
Website:
0 Yorum Bulunmaktadır.

Yorum Yapın!

Gerekli tüm alanları lütfen doldurunuz. *